8 Nisan 2018 Pazar

BANA FİKİR LAZIM...

Bir şarkı vardı Efkan Şeşen söylerdi...

Dokuz altı yollarında 
Bir düğüm boğazımda
Sıkar sıkar gevşetemem, ağlayamam
Ayda yılda bir kaçamak 
Kaçsak bile yaşamamak 
Dokuz altı yollarında
Gülmek yasak...

Ben de 21 yıllık devlet memuru olarak 8-5 mesaisine tabi olmaktan artık yorgun düştüm sanırım. Ben yeni bir fikre hatta maceraya atılmak istiyorum. Ne yapabilirim bilmiyorum. 

Ä°lgili resim


Size kendimden bahsedeyim biraz; hemşireyim aslında ebeyim ama hiç mesleğimi icra etmedim. Yazmayı, okumayı, düşünmeyi severim. Hayvan severim. Doğayı severim. Aceleciyim biraz. Aklıma estiği andan karar verir sonra pişmanlık duyabilirim. ( tipik koç burcu insanı) Arkadaşlık ve dostluğa değer veririm. Bildiğim ya da keşfettiğim hiç bir el becerim yok. ( etamin işlemek dışında) Ama mutfakta yeni tatlar denemeyi, sunum yapmayı seviyorum. Karadenizliyim ama Marmarada yaşıyorum. Evliyim.2 oğlum var. Ergen gençlerle iyi iletişim kurarım. İnsanları severim. Dar kafalı değilim. Özgürlüklere saygı duyarım. 

Şimdi bu bilgiler doğrultusunda siz bana fikir verin bakalım. Küçük bir şehirde ben kendimi bu çıkmazdan kurtaracak ne iş yapabilirim. Ben düşündüm taşındım konsept çikolata işini buldum. Ama önerilerinize açığım. Yalova'yı biraz tanıyorsanız bu şehirde ne yapılabilir bana yardımcı olun...


28 Şubat 2018 Çarşamba

Bu Aralar Ben ...

Blog sayfama yeterince zaman ayıramıyorum. İşler yoğun, hayat hızlı. Bilgisayar başından kalmadığım halde iki lafın belini kırıp yazı yazamıyorum.

Ne yapsam nasıl yapsam derken Bu Aralar Ben serisine epeydir yazmadığımı fark ettim. İşte neler yaptım neler gördüm yazısı :))

      

Hepiniz gibi ben de Ufak Tefek Cinayetler kervanına kaptırdım. Hiç izlemem, saçma sapan bir şey derken aman kim kime ne hinlik yapacak diye diye dizinin sarmalına kapıldım. Merve, Oya, Pelin ve Arzu beni de kendi Sarmaşık dünyalarına alıverdiler. Hiç birinden hoşlanmadığımı belirtmeliyim. Kadınların bu kadar fitne fücur olduğu, erkeklerin her fırsatta bir diğer kadına yürüdüğü tarzda ki diziler, filmler, yazılar beni cezbetmiyor. Ancak enteresan bir albenisi var. Kıyafetler, renkler, evler çok güzeller. Bakalım devamlılık gerektiren şeylerde çok başarılı değilim, kaç bölüm izlemeye devam edeceğim.

                             dr. now ile ilgili görsel sonucu

Kilo konusunda kendimi kötü hissettiğim bir süreçten geçiyorum. Aslında her zamankinden biraz fazlayım. 40 yaş sendromuna yakalandım galiba. Kiloların bir numaralı düşmanı Dr. Now tek çarem. Buzdolabının kapağına yapıştırdım resmini bakışıp duruyoruz :=))

                                             doğum günü ile ilgili görsel sonucu

Kutlu Mart ayının gelişi yirmili yaşlarda çok eğlenceliydi. Otuzlu yaşlarda eh işte.. Ama kırka son 24 gün kala pek hevesli değilim galiba. Evet her yaşın kendi güzelliği var. Evet kadın kırkında daha güzel vs sözlerle beni kandırmaya çalışanlar var. Bugün göz doktoruna gittim ve bana yakın gözlüğü verdiler. Ben şimdi bu kırk yaşın nesine sevineyim...

Gerçi yine de doğdum ben :)) 
Başlasın kutlamalar..Çiçek böcek yollamak isterseniz beni bulun :)) 

7 Şubat 2018 Çarşamba

50. DOĞUM GÜNÜ PASTASI


Size bu postumda eşimin 50. doğum günü için hazırladığım pastadan bahsedecektim ama bizim ufaklık ( Mehmetcan) rol çalmış...

3 Şubat eşimin doğum günü. Bu sene 50. yaşını kutladık. Arkadaşlarımız ve ailemizle birlikte güzel bir akşam geçirdik. Hep beraber babamızın yarım asırı devirişini kutladık.

Bu doğum gününde pastaneden pasta almayalım evde kendimiz yapalım istedim. Hem özel olsun hem de yenebilir olsun diye. Çünkü alınmış pastaların kremalarında beni rahatsız eden bir şey var. Bitiremiyoruz o pastaları. Günlerce evde sürünüyor sonrada çöpe gidiyor. Ve çöpe gidecek pastaya bir dünya para ödeniyor maalesef.

Marketten pastaban aldım. Sade olanından. Nescafe ile ıslattım. Araya bol muz ve ev yapımı klasik pasta kreması sürdüm. Üzerini kapatarak bol krema ile kapladım. Niyetim çilek yada böğürtlen ile süslemekti. Mahalle marketimize gittim ama ne çilek ne de böğürtlen vardı. Ne yapayım nasıl yapayım derken o en sevdiğim Eti Pufları gördüm. Pastanın etrafını pufladım :)  Üzerine de klasik pasta süslerinden doldurdum. 

Valla tadı harika olmuştu :))

14 Ocak 2018 Pazar

ELMALI KEK TARİFİM

Siz de filmlerde yapılan üzeri mis gibi elma dolu keklere özenenlerden misiniz ?

Valla ben elmalı pastayı kurabiyeyi çok ama çok severim. Elmanın pişince büyülü bir şeye dönüştüğüne inananlardanım.

Ben de bugün üşenmedim mutfağa girdim. Sizin ve kendim için iyi bir tarif arayışına girdim. Buldum da. Sonuç harika oldu. Deneyin derim.

Malzemeler :
4 yumurta
1 pk pudra şekeri
1 pk kabartma tozu
1 pk vanilya
Kek kıvamına geldiğine inandığınız kadar un
1 su bardağı süt

Üzeri İçin:
6 minik elma
1 tatlı kaşığı tarçın
Bir avuç badem
Yarım limon

Yapılışı:

Önce elmaları soyup ince dilimler halinde kesiyoruz. Yarım limon suyunu sıkıyoruz ki kararmasınlar.Üzerine tarçın serpistiriyoruz.

Yumurtalar ve pudra şekerini çırpma teli ile iyice çırpalım. Sütü ve vanilyayı ilave edelim. Yorulmak yok çırpmaya devam. Un ve kabartma tozunu eleyerek ilave edelim. Kıvamı kek kıvamına gelince yağlanmış fırın tepsisine dökelim. Üzerine elmaları dizelim. Ben süs için badem kullandım ama siz ceviz de kullanabilirsiniz. 180 derece de ısıtılmış fırına koyalım. Uzeri kızarana kadar pişirelim. 45 dk kadar kaldı benim fırında...

Aslında daha yoğun elma olsun isterseniz 2 elmayı küp küp doğrayıp kek harcının içine ekleyebilirsiniz. Ben yapmadım ama yapsam süper olurmuş.

Hepinize afiyet olsun...

26 Aralık 2017 Salı

YENGEÇ SALATASI YAPTIM


Hayatımda ilk defa yengeç salatası yaptım...Misafirlerim için balık sofrası hazırlamak istedim. Mevsim balıklarından aldım onları fırında ızgara yaptım ancak sofrada değişik bir şeylerde olsun istiyordum. Ozdileke dolaşırken dondurulmuş gıdalar arasında yengeç stickleri gördüm. Kırmızı rengiyle çok tatlı görünüyordu. Balık reyon görevlisine sordum nasıl yapacağımı o da haslamam gerektiğini söyledi. Yine de internetten bakın siz dedi. 

Internette özellikle blog sayfalarında tarifler vardı. Ben de uygulaması en kolay olanı seçtim. 

Sticklerin buzu çözülene kadar bekledim. Daha sonra küp küp kestim. Salata tabağına aldım. Üzerine deniz tuzu, bir limonun suyu ve halis zeytinyağı koydum. En son süsleme için dereotu kullandım.

Hem görüntü olarak hem de lezzet olarak muhteşem bir şeye dönüştü...

Önyargılı değilseniz denemenizi tavsiye ederim. Bor paket yengeç stick 19.90 Tl.


7 Aralık 2017 Perşembe

KIŞ BAŞLAMIŞSA DEMEK Kİ...

Uzun ve soğuk kış akşamlarında yapılabilecek en güzel şey bir elinde sıcak çay ya da kahve, üzerinde battaniye ile film izlemek değil mi?

Valla ben öyle yapıyorum bir kaç gündür. Üst üste bir kaç film izledim. Sizlerle de paylaşmak isterim.


                                               İlgili resim
İlk izlediğim film Mahsun Kırmızıgül'ün son filmi Vezir Parmağı. Vizyona girdiğinde izleme şansım olmamıştı ve film zevkine güvendiğim bir arkadaşım sinema için fazla gürültülü bir film olduğunu söylemişti. Ben de bekleyeyim evde izlerim diye düşündüm.  Film çok kalabalık bir kadroyla çekilmiş. Giysiler, müzikler, görüntüler ben ce harika. Sanki sinema ekranında müzikal izliyormuşum gibi hissettim. Osmanlı-Rus savaşına kocalarını, köyün gençlerini gönderen kadınlar 15 yıldır dönmeyen erkekleri için yas tutmayı bırakıp evlenmeye karar verirler ve bu konuda vezirden yardım isterler. Vezir de İstanbul'dan 5 cengaveri alıp köye damat olarak götürmek üzere Müstesna Efendiyi görevlendirir. Müstesna'nın seçtiği cengaverler de yukarıda resimlerini gördüğünüz ekiptir :)) İzlenebilir mi evet, ama çocuklar olmasa iyi olur yanınızda...


           İlgili resim

İkimizin Yerine fragmanına bakıp hımm Nejat İşler varsa mutlaka gidip izlemeliyim dediğim bir yapım olmasına rağmen sinemada izleyemediğim bir başka film oldu. Aşk filmlerini dram olduğunda pek sevmem aslında. Ben romantik komedi sevenlerdenim. Bu filmin konusu da ne yalan söyleyeyim hiç ilgimi çekmedi. Öğretmenine aşık şımarık bir kız filmi işte dedim. İzlerken de fikrim çok değişmedi. Bir sır vardı ortada. Anne ve kız arasında. Çözümlemek için filmin sonuna kadar gitmek gerekiyor. Sevip sevmemek arasında bir film olmuş. Nejat İşler ne yapsa izlerim diyorsanız benim gibi katlanabilirsiniz bu filme...

                                            İlgili resim

Eski Sevgili filmini hiç duymamıştım. Televizyonda yayınlamış ona da denk gelmemişim. Bir arkadaşımın tavsiyesi üzerine izledim. Çok eğlenceli geldi bana. Zaten romantik komedi severim demiştim ya size. Bu tam da bu tarzda eğlenceli bir film olmuş. Bence Tolgahan Sayışman bu türde Türkiye'de ki en yetenekli oyuncu. Hiç başka roller için uğraşmasın. Şaşkın, komik,biraz sakar ve çok aşık adam rolleri kendisi için biçilmiş kaftan. Filmi ve filmdeki karakterleri çok sevdim. Bence izleyin ve mutlu olun...

                                                   İlgili resim

Difret ülkemizde ki adıyla Cesaret filmi Angelina Jolie Pitt'in yönetmenliğini yaptığı bir film. Etiyopya'da yaşanan gerçek bir olayı anlatıyor bize. Hirut 14 yaşında bir kız çocuğudur. Kendisi ile evlenmek isteyen adam tarafından kaçırılır ve tecavüze uğrar. Hirut kaçmaya çalışırken bulduğu tüfekle adamı öldürür. Ve mahkeme 14 yaşında, tecavüze uğramış ve kendini kurtarmak için adam öldürmüş bu çocuğun idamını istemektedir. Ve cesur bir avukat bu olaya el atar. Tüm Etiyopya'da emsal olacak bir sürecin fitilini ateşler. Sizler de benim gibi gerçek yaşam filmlerini seviyorsanız mutlaka izlemelisiniz.

                                     artritli ressam filmi ile ilgili görsel sonucu

Maudie engelli olduğu için ailesi tarafından dışlanmış, bakımı için halasının yanına terkedilmiş  bir kızdır. Maudie erkek kardeşine söz geçiremez. Eve dönmek istediği her seferinde kabul edilmez. O da kendini ispatlamak için bir arayışa girer ve tesadüfen karşılaştığı bir adamın yanına hizmetçi olarak gider ve o adamla yaşamaya başlar. Aksi ve oldukça tuhaf biri olan ev sahibine alıştıkça en çok sevdiği şey olan resimlerle evin her köşesini boyar. Ve hikaye akar gider. Bu film de gerçek bir yaşam hikayesi...Ve film boyunca Sally Hawkıns'in muhteşem oyunculuğuna hayran olmadığınız tek bir an bile olmuyor. İzlemelisiniz....


1 Aralık 2017 Cuma

Saklama Rehberi

                                          

Besinlerin kullanım ömrünü nasıl uzatabileceğinizi biliyor musunuz? Peki ya onları ne kadar uzun bir süre boyunca saklayabileceğinizi? Eğer siz de benim gibiyseniz, birkaç temel gıda dışındaki hiçbir besin için net bir fikriniz olmadığına eminim. En basitinden, sizce elma ne kadar bir süre saklanabilir? Lezzetini, sertliğini ve tazeliğini yitirmemesi için ne yapmak gerekir? Oturup her besin maddesi için internette araştırma yapmanıza gerek yok: http://saklamarehberi.com, tüm bu bilgilere tek bir kaynaktan ulaşmanızı sağlıyor.

Türkiye’nin ilk ve en büyük derin dondurucu üreticisi olan Uğur Soğutma tarafından hazırlanan (ve tamamen ücretsiz şekilde kullanılabilen) sitede; hamur işleri, süt ürünleri, meyveler, sebzeler ve et ürünleri ile ilgili merak ettiğiniz her bilgi yer alıyor. İlk olarak, tüm bu besinlerin ideal kullanım sürelerinin ne olduğunu, daha sonra da bu kullanım süresini nasıl uzatabileceğinizi öğreniyorsunuz. Tahmin edebileceğiniz gibi, derin dondurucu kullanmak tüm gıda maddelerin daha uzun süre dayanmasını sağlıyor. Ancak, örneğin karidesi derin dondurucuda saklayabilir misiniz? Peki ya yazın aldığınız, lezzetli ve sulu bir karpuzu derin dondurucuya koyup, kışın yiyebilir misiniz? Tüm bu soruların ve çok daha fazlasının cevaplarını Saklama Rehberi web sitesinde kolayca bulabiliyorsunuz. Hepsi bu kadar değil: Sitenin “Alternatif Bilgiler” bölümünde, evde kolayca hazırlayabileceğiniz birbirinden lezzetli tarifler yer alıyor. Evde nasıl mocha yapabileceğimi, meyvelerin kararmasını nasıl önleyebileceğimi, hatta unsuz kekin nasıl yapılacağını bile öğrendim. Laf aramızda, kot pantolonların derin dondurucuda temizlenebileceğinin de haberdar oldum! (Kotu fırçaladıktan sonra bir poşete koyup derin dondurucuda 1 gün boyunca bekletiyorsunuz.  Şaşırtıcı, değil mi?)

Türkiye’nin ilk gıda saklama rehberi olan http://saklamarehberi.com, beni şaşırtacak ölçüde bir içeriğe sahip ve her birini okumaktan büyük keyif aldım. Eğer sizin de bir derin dondurucunuz varsa, bu siteyi muhakkak ziyaret etmelisiniz. Derin dondurucunuz yoksa bile gıdaları nasıl daha sağlıklı tüketebileceğinizi, ne kadar uzun bir süre boyunca saklayabileceğinizi ve basit, pratik, lezzetli tarifler ile ipuçlarını Saklama Rehberi web sitesinden öğrenebilirsiniz.

Bir boomads advertorial içeriğidir.

30 Kasım 2017 Perşembe

İŞ YERİ SORUNSALI :))

Sizin de çalışma ortamınızda sinir olduğunuz pek çok şey vardır elbette. Ama ben en çok dert yandığım şeyden bahsedeceğim size. 



Ben bilgisayarına ve çalışma masasına deli gibi bağlı olanlardanım. Bilgisayarıma benim kontrolüm dışında birinin oturduğunu gördüğümde bir kaşık suda boğmak istiyorum onu :)) Ama içimden ona kadar sayıyorum, saçmalama Sevda iş yeri bilgisayarı bu, ihtiyaç halinde başkasıda kullanabilir diyorum. Biraz sakinleşsem de olmuyor... Hala sinirli oluyorum genelde...İşi bitip kalkana kadar daral geçiriyorum fakat iş yeri arkadaşım sonuçta yüzümde sahte bir gülümseme ile bekliyorum.. (ya sabır)
Hele kasaya biri flash bellek falan taktı mı beni görmeyin daha iyi..

Bir de iş masam. Kendime ait bir düzenim var. O sistematiğin bozulmasından hoşlanmıyorum. Masamda yıllardır duran oyuncaklarım var. Kurşun kalemlerimin uçları hep açık ve göğe bakacak şekilde dururlar. Atatürk plaketim karşımda durur. Dosyalarım, zımba ve delgeç hepsi elimin altındadır. Bazen biri gelir, kalem lazım olur, emek emek  dizdiğim canım kalemlerimi alır..hüzünlenirim...Ama ne diyecen..Devletin kalemleri onlar...Herkes kullanabilir. :((
Temizlik yaparken düzeni bozarlar. Yıllardır masamı sildirmem mesela ben. Kendim temizlerim.
Ne diyeyim Allah başka dert vermesin bana :))

                          kurşun kalemler ile ilgili görsel sonucu

A4 kağıtları konusunda da dertliyim. Arkadaş sanki babamızın malı gibi karalamaları bile neden tertemiz kağıtları kullanırsınız. Hiç mi not defteriniz ya da karalama kağıdınız yok elinizin altında. Etmeyin eylemeyin.

Haa bir de boşa yanan lambalar, boşu boşuna akıtılan sular. Bundan bahsetmeyeceğim bile. Kul hakkıdır diyeceğim ve anlayan anlasın diye yazıma son vereceğim.






13 Kasım 2017 Pazartesi

BU ARALAR BEN

Yine bir "Bu Aralar Ben" postu ile karşınızdayım :))
Biliyorum büyük merakla son bir aydır neler yaptığımı merak ediyorsunuz...Panik yok..Tek tek anlatacağım :) ( megaloman oldum ya ben )

BU ARALAR EN ÇOK KORKTUĞUM OLAY:

                     fake hesap ile ilgili görsel sonucu

Sanki bir popstar ya da Türkiye'de büyük bir kitlesi olan biriymişim gibi benim instagram hesabımı kopyalamışlar. Resmimi almışlar, arkadaşlarıma arkadaşlık yollamışlar, DM atmışlar. Allahtan bir tarzım var da kime yazdıysa olmamış. Çünkü beni tanıyan herkes bilir ki ben sıradan iletişim kurmam. Genelde herkesin bir lakabı vardır bende ve çoğunlukla kendi taktığım isimlerle konuşurum arkadaşlarımla.

Ancak bu olay şöyle bir durumu farketmeme sebep oldu. Kendimizi gerçekten fazla önemsiyoruz. Resimlerimiz, hayatlarımız kimin umurunda ki aslında . Paylaşıp beğenilmeyi bekliyoruz. Kendimizi, çocuklarımızı, ailemizi her şeyimizi paylaşıp duruyoruz. Artık sosyal medya hesaplarımda kendi resimlerim yok. Daha temkinliyim. Başka yolu yok...

BU ARALAR EN ÇOK DİNLEDİĞİM ALBÜM:

erol evgin altın düetler ile ilgili görsel sonucu

Büyük bir keyifle dinliyorum valla. Bütün şarkılar harika. Hepinize tavsiye ederim.

Bir de Müslüm Gürses'in Nilüfer diye bir şarkısı var. Ona takıldım kaldım. Gerçekten efsane olmuş. Bi bakın bakalım.

BU ARALAR OKUDUĞUM KİTAP:

                                         FELSEFENİN 14 ile ilgili görsel sonucu

Felsefe seviyorsanız harika bir başlangıç kitabı olabilir. Oldukça espirili bir dille felsefenin önemli kuramcılarını ve onların kuramlarını anlatıyor. Çaktırmadan çok şey öğreniyor insan.

İZLEDİĞİM SON FİLM:

                                          İlgili resim

Abi çok güldüm...Öyle çok güldüm ki anlatamam. Sanırım ben gerçekten bir İbo hayranıyım. Adamın espirilerine çok gülüyorum. Hepinize tavsiye ederim. İnternete düşsün, televizyonda yayınlansın diye beklemeyin. Gidin güle güle izleyin.


7 Kasım 2017 Salı

CİNAYETTTTTTTTTTTTTTTTTTT

"Oğlunu öldürdüm gel al"

Sabah bu cümleyle başladım güne. Adamın biri ( adam demek gelmiyor aslında içimden ) kendisinden boşanmak isteyen karısına kızıp bir kaç kez 9 yaşında ki oğlunu öldürmekle tehdit etmiş. Hatta daha önce yanına aldığı bir gece evde hava alınacak her yeri kapatıp, doğal gazı açmış, çocuğunu öldürmeye kalkmış ve sanki iyi bir halt etmiş gibi bunu kameraya çekip karısına göndermiş.

Kadın 2 aydır çocuğu göndermiyormuş sözde babaya. Adam savcılığa başvurmuş. Oğlumu özledim demiş. Savcı da al çocuğunu görmek hakkındır demiş. ( haber doğruysa eğer ) Sonra da adam çocuğu bıçaklayarak öldürmüş. Komşular haberlerde diyorlardı ki çocuğun çığlıklarını duyduk hepimiz. ( hiç biri koşup gitmemiş mi )

Söylenecek söz, yazacak kelime yok aslında. Bu kadar cani olmayı ne zaman başardık biz. 

                                çocuğunu öldüren baba ile ilgili görsel sonucu

Ah yavrum daha 9 yaşında bunları yaşadığın için üzgünüm. Üzgünüm insan olamadığımız için. Üzgünüm yüzünü güldüremediğimiz için. Üzgünüm bir anlamı varsa eğer...

2 Kasım 2017 Perşembe

ÇAY MI KAHVE Mİ ?


Hiç derdim yokmuş gibi sabah sabah çayı mı kahveyi mi daha çok sevdiğimi düşündüm. 
Mesela ben çaysız bir kahvaltı düşünemeyenlerdenim. 
Çay yoksa o kahvaltının keyfi de olmaz benim için. Ama öyle çocuk çayı gibi bakınca İstanbulu göreceğin çaylardan değil. Tavşan kanı. Kırmızı. Miss.

Ama bir eş dost geldiği zaman aklıma çaydan önce kahve yapmak düşer.
Muhabbeti tatlandırmak için Türk Kahvesinin üstüne bir şey tanımam.

Dışarıya gitmişsek, bir şey içmem gerekirse çay tercih ederim. Ama muhabbet koyulaşacaksa mutlaka bir kahve desteği isterim. Ama nescafe ya da makine kahvesi değil. İlla kısık ateşte iyi pişmiş köpüklü sade Türk Kahvesi.

Adım başı karşımıza çıkan kahve mekanlarını da sevmediğimi söylemeden edemeyeceğim. Adını bile söylemekte zorlandığım bin bir çeşit kahve arasından seçim yapmaya çalışırken kendimi sınava girmiş bir öğrenci gibi hissediyorum.

Peki siz de durum nedir? Bir araya gelsek çay mı içeceksiniz kahve mi?